Ashkenazi, bu hikayeyi "Japon ölüm algısının arketipi" olarak tanımlar. Yomi, ne cehennem ne de araf; sadece kasvet, kirlilik ve karanlık bir varoluş alanıdır. İzangi’nin kaçışından sonra yaptığı arınma ritüeli (misogi) ise günümüz Şinto tapınaklarındaki temizlenme törenlerinin kökenidir. Bu ritüel sırasında İzangi’nin sol gözünden Amaterasu (Güneş Tanrıçası), sağ gözünden Tsukuyomi (Ay Tanrısı), burnundan ise Susanoo (Fırtına Tanrısı) doğar. Bölüm 4: Üç Büyük Kami: Amaterasu, Susanoo ve Tsukuyomi Ashkenazi’nin eserinde en geniş yer ayrılan konuların başında, Japon panteonunun bu üç büyük tanrısı gelir.
Ashkenazi’nin Yorumu: Ashkenazi, bu hikayeyi "sosyal uyum ve ritüelin gücü" metaforu olarak okur. Amaterasu’nun mağaraya kapanması, toplumdan çekilen bir liderin yol açtığı kaosu temsil eder. Onu dışarı çıkaran şey güç veya savaş değil, sanat, kahkaha ve kolektif ritüeldir. Bu, Japon toplumunda wa (uyum) kavramının mitolojik temelidir. Japon Mitolojisi - Michael Ashkenazi
İzangi, bir ateş getirerek Yomi’nin karanlığında eşini arar ve gördüğü manzara karşısında dehşete düşer: İzanami, vücudu çürümüş, ağzından, burnundan ve diğer yerlerinden yıldırım tanrıları fışkıran korkunç bir yaratığa dönüşmüştür. İzangi kaçar, İzanami ise arkasından shikome (çirkin yaratıklar) gönderir. Amaterasu’nun mağaraya kapanması
Başlangıçta evren, kaotik ve yumurta biçiminde bir bulutsu halindeydi. Daha sonra hafif ve saf olan elementler yükseldi ve gökyüzünü ( Takamagahara – Yüksek Gök Ovası) oluşturdu. Ağır ve kirli olan elementler ise aşağı çökerek henüz isimlendirilmemiş karanlık dünyayı meydana getirdi. kahkaha ve kolektif ritüeldir. Bu
Kaotik, güçlü ama aynı zamanda onurlu bir anti-kahramandır. Amaterasu’nun dokuma salonlarına ölü bir at fırlatması, kız kardeşine hakaret etmesi ve ardından cennetten kovulmasıyla tanınır. Ancak Susanoo aynı zamanda sekiz başlı yılan *Yamata-no-Orochi’*yi öldürerek Kusanagi-no-Tsurugi kılıcını (Japon imparatorluk regalyalarından biri) kazanan bir kahramandır.